• Mustafa Gökhan Yılmaz

ERKEĞİN İKTİDAR HAZZI



Birçok ilişkiler kişilerin kullandıkları farklı kimliklerle başlar. Daha sonrasında ise yine bir öncekinden farklı kimlikler kullanmaya başlarlar. Sonra bir kimlik daha çıkartır bu insanlar kendilerine, buda diğer ikisinden farklı bir kimliktir onunla kendilerini korumaya çalışırlar. Kendi olmayan bir kimlikle kendini korumaya çalışmak. Tamda bu sebepten ötürü çağa ayak uydurmak isteyen ilişkiler muhakkak yok olmaya mahkûmdur.

Bahar ve İsa’nın, yolunda gitmeyen ilişkilerinden ziyade, birbirine anlamayan iletişimsizliklerle dolu bir film ile karşı karşıyayız. Kadın erkek ilişkileri üzerine genel geçer kavramlar kullanmak yerine, bir kadın ve erkeğin ilişkisi içerisinde ki dinamiklerin farklı ortam ve alanlarda nasıl değişkenlik gösterdiğini anlatmak istemiş. Nuri Bilge’nin bunu anlatırken sinematografik olarak kendine has olan üslubunu değiştirmeden kullandığını görüyoruz.



Film özünde başarısız bir ilişkiyi anlatıyor. Yüzeysel olarak bir sorun gözükmüyor. Filmin başında gördüğümüz baharı birde sonunda görüyoruz.


Filmin giriş kısmında arkadaşları ile yemek yiyen İsa ve baharın arasında geçen kısa tartışma bize filmin konusunu bir nebze olsun fısıldamaktadır. İsa’nın baharın üşüdüğünü düşünüp ona üstüne hırka alması gerektiğini söyler aslında bunu söylerken, Bahar üzerinden gizli bir biçimde İsa’nın iktidar hazzını görürüz. Bunu istemediğini belirten Bahar’a karşı tekrardan bir daha söyler. Bahar yine de yapmaz istediğini. İsa hükmetmek ister. Her anlamda hükmetmek isteyen İsa, o esnada Bahar’ın üşüdüğünü düşündüğü için değil, İsa’nın iktidar hazzı olduğunun bir belirtisidir. Daha sonrasında Bahar otobüse bindiğinde İsa’nın ona hala ne yapması gerektiğini söylemesi Bahar’ı düşünmekten ziyade kişiliğinin bir özelliği olduğunu görüyoruz. İsa’nın derdi hükmetmek. Bahar üzerinde bunu başaramayan İsa, arkadaşının sevgilisi Serap üzerinde başardığını gözlemleyebiliriz. Yere düşen fındığı yemek istemeyen serap ve ona yine zorla ve hırsla fındığı yedirmeye çalışan İsa.



İsa’nın sevişirken kavga eder gibi seviştiğini görüyoruz. Serap’ın da buna misliyle karşılık verdiğini söylemek mümkün. İsa’nın hükmetme hissini burada da görebiliyoruz. Hararetli bir şekilde sevişirken İsa’nın gözüne yerde ki fındık ilişiyor onu Serap’a yedirmek için var gücüyle uğraşan İsa amacına ulaşıyor. Serap’ın o fındığı yemesi İsa’nın hem büyük bir zevk yaşamasına hem de kadınlar üzerinde iktidar olma arzusunun büyüklüğünü ve hırsını gösteriyor.

Yönetmen Nuri Bilge tarafından canlandırılan İsa karakterinin bahara karşı olan korumacı tavrı ve o korumacı tavrının altında yatan samimiyetsiz sebepler. İsa aslında samimiyet dolu bir insan olduğunu göstermek ister, aynı durmadan samimiyetten bahsedip samimiyetin ne olduğunu anlamayan insanlar gibi

Nuri Bilge aynı iklimler gibi insanların da sürekli değişken bir yapıya sahip olduğunu anlatıyor.


İnsanlar bazen hardal tanesi kadar ufak şeylerden mutlu olurlar, bazen de o hardal tanesi kadar olan şeyden mutsuz olurlar. Hayat, kendisine bu kadar mana yüklenmeyecek kadar basittir. Aynı insanın basit bir şekilde doğması ve ondan kat ve kat daha basit bir şekilde ölmesi gibidir.

61 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör